7 Şubat 2017 Salı
2 Şubat 2017 Perşembe
17 Ocak 2017 Salı
Yaygın Kullanımlı Fiiller 4 (حَاوَلَ) çabalamak
Yaygın Kullanımlı
Fiiller 4 (حَاوَلَ) “çabalamak”
حَاوَلَ
يُحَاوِلُ مُحَاوَلَةٌ
HÂVELE fiili,
"çabalamak, gayret etmek, -meye çalışmak" anlamında kullanılabilir.
Bu fiilden sonra
genellikle mastar getirilir. Bu mastar, sarih mastar olabileceği gibi müevvel
mastar da olabilir.
1) أُحَاوِلُ الْوُصُولَ
إلَى الْمَدْرَسَةِ فِي وَقْتِها. : أُحَاوِلُ أَنْ أصِلَ إلى
الْمَدْرَسَةِ فِي وَقْتِها.
2) أُحَاوِلُ تَعَلُّمَ اللغةِ
العربيةِ. أُحَاوِلُ أَنْ أَتَعَلَّمَ اللغةَ العربيةَ.
1) Okula zamanında ulaşmaya çalışıyorum.
2) Arapçayı öğrenmeye çalışıyorum.
Yaygın Kullanımlı Fiiller 3 (اِسْتَطَاعَ : ebilmek: güç yetirmek)
Yaygın Kullanımlı Fiiller 3 (اِسْتَطَاعَ : güç yetirmek : -EBİLMEK)
اِسْتَطَاعَ يَسْتَطِيعُ اِسْتِطَاعَةٌ
اِسْتَطَاعَ : “güç yetirme” fiillerindendir, Türkçeye
"-ebilmek" şeklinde tercüme edilebilir. Müteaddi bir fiil olduğu için
nesnesini direk olarak alır. Nesnesi, sarih mastar gelebileceği gibi müevvel
mastar olarak da gelebilir.
sarih mastar:
1) أَسْتَطِيعُ الْخُرُوجَ مِنَ الْبَيْتِ
فِي سَاعَةٍ مُتَأَخِّرَةٍ مِنَ اللَّيْلِ بِمُفْرَدِي.
2) أَسْتَطِيعُ الْقِرَاءَةَ وَالْكِتَابَةَ
بِاللُّغَةِ الْعَرَبِيَّةِ.
3) أَسْتَطِيعُ كِتَابَةَ
الدَّرْسِ فِي سَاعَةٍ.
4) أَسْتَطِيعُ السَّفَرَ
إلى الْأَمَاكِنِ الْبَعِيدَةِ بِسَيَّارَتِي.
müevvel mastar örneği:
1) أَسْتَطِيعُ أَنْ
أَخْرُجَ مِنَ الْبَيْتِ فِي سَاعَةٍ مُتَأَخِّرَةٍ مِنَ اللَّيْلِ بِمُفْرَدِي.
2) أَسْتَطِيعُ أَنْ أَقْرَأَ وَأَكْتُبَ بِاللُّغَةِ
الْعَرَبِيَّةِ (أَسْتَطِيعُ أَنْ أَقْرَأَ وَأَنْ أَكْتُبَ بِاللُّغَةِ
الْعَرَبِيَّةِ.).
3) أَسْتَطِيعُ أَنْ
أَكْتُبَ الدَّرْسَ فِي سَاعَةٍ.
4) أَسْتَطِيعُ أَنْ
أُسَافِرَ إلى الْأَمَاكِنِ الْبَعِيدَةِ بِسَيَّارَتِي.
1) Geç bir saatte evden tek
başıma çıkabilirim.
2) Arapça okuyup yazabilirim.
3) Dersi bir saat içinde yazabilirim.
4) Arabamla uzak yerlere seyahat
edebilirim.
NOT: mefulün bih, ister sarih mastar olarak gelsin ister
müevvel mastar olarak gelsin, aralarında herhangi bir anlam farkı yoktur. Fakat
sarih mastar, salt bir isim olduğundan zamirlere göre farklı çekimi yoktur ama
müevvel mastar içinde fiil geçince, o fiili, eylemi gerçekleştirecek özneye göre
çekimlemek gerekir.
أسْتَطِيعُ الْكِتَابَةَ / يَسْتَطِيعُ الْكِتَابَةَ / نَسْتَطِيعُ الْكِتَابَةَ / يستطيعونَ الْكِتابَةَ ...
1) أَنَا أَسْتَطِيعُ أَنْ أَكْتُبَ الدَّرْسَ.
2) نَحْنُ نَسْتَطِيعُ أَنْ
نَكْتُبَ الدَّرْسَ.
3) أَنْتَ تَسْتَطِيعُ أَنْ
تَكْتُبَ الدَّرْسَ.
4) أَنْتِ تَسْتَطِيعِينَ
أَنْ تَكْتُبِي الدَّرْسَ.
5) أَنْتُم تَسْتَطِيعُونَ
أَنْ تَكْتُبُوا الدَّرْسَ.
6) هُمْ يَسْتَطِيعُونَ أَنْ
يَكْتُبُوا الدَّرْسَ.
7) أَنْتُنّ تَسْتَطِعْنَ
أَنْ تَكْتُبْنَ الدَّرْسَ.
8) هُنّ يَسْتَطِعْنَ أَنْ
يَكْتُبْنَ الدَّرْسَ.
9) تَسْتَطِيعُ الطالباتُ
أَنْ يَكْتُبْنَ الدَّرْسَ.
10) يَسْتَطِيعُ الطلابُ
أَنْ يَكْتُبُوا الدَّرْسَ.
1) Ben, dersi yazabilirim.
2) Biz, dersi yazabiliriz.
3) Sen, dersi yazabilirsin.
4) Sen (byn), dersi yazabilirsin.
5) Siz, dersi yazabilirsiniz.
6) Onlar, dersi yazabilirler.
7) Siz (byn), dersi yazabilirsiniz.
8) Onlar (byn), dersi yazabilirler.
9) Öğrenciler (byn), dersi yazabilirler.
10) Öğrenciler, dersi yazabilirler.
not: “güç yetirme” fiil ile eylemin öznesi aynı kişi
olmalıdır [yazarım + -ebilirim (yazmaya güç yetiririm) YANİ yazabilirim]
“güç yetirme” (-ebilmek) anlamında
aşağıdaki fiiller de kullanılabilir fakat اِسْتَطَاعَ
/ يَسْتَطِيعُ
fiilinin kullanımı çok yaygındır:
قَدَرَ / قَدِرَ ، يَقْدِرُ
/ يَقْدُرُ قُدْرَة | قَدَرَ عَلَى ...
تَمَكَّنَ يَتَمَكَّنُ
تَمَكُّن | تَمَكَّنَ مِنْ .....
أَسْتَطِيعُ
أَنْ أَكْتُبَ الدَّرْسَ. : أَسْتَطِيعُ كِتَابَةَ الدَّرْسِ.
أَقْدِرُ عَلَى
أَنْ أَكْتُبَ الدَّرْسَ. : أَقْدِرُ عَلَى كِتَابَةِ الدَّرْسِ.
أَتَمَكَّنُ مِنْ
أَنْ أَكْتُبَ الدَّرْسَ. : أَتَمَكَّنُ مِنْ كِتَابَةِ الدَّرْسِ.
DERSİ YAZABİLİRİM.
16 Ocak 2017 Pazartesi
Yaygın kullanımlı fiiller 6 (أَصَابَ) isabet ettirmek, vurmak, tutturmak (ıskalamamak)
Yaygın kullanımlı fiiller 6 (أَصَابَ) isabet ettirmek, vurmak, tutturmak (ıskalamamak)
أَصَابَ الصَّيْدُ الْهَدَفَ. مَا أَخْطَأَ الصَّيْدُ الْهَدَفَ.
Avcı, hedefi tutturdu (hedefe isabet ettirdi).
Avcı, hedefi ıskalamadı.
ASÂBE fiilinin “hastalanmak, üşümek” gibi
anlamlarda kullanımına dair aşağıdaki açıklama, lüzum üzerine yapılmıştır:
Arapçada
أصَابَنِي
الْمَرَضُ
gibi bir ifadeyle sıklıkla karşılaşılır. Türkçede “Ben hastalandım” deriz. Aynı
anlama gelen Arapça ifade ise Türkçe mantıkla özne-nesne ilişkisi açısından yaklaştığımızda
“Hastalık, beni vurdu/bana isabet ettirdi” demek olur.
ASÂBE fiili müteaddi (direkt geçişli) bir
fiildir. Bu fiille “Meyveler üşüdü” demek için, zihnimizde “Meyveleri soğuk
vurdu / Soğuk meyveleri vurdu” şeklinde bir anlam bulunması lazım.
1) أصَابَ الْبَرْدُ الْفَوَاكِهَ.
1) Meyveleri soğuk vurdu / Soğuk meyveleri
vurdu (YANİ meyveler üşüdüler).
Malum çatılı (etken çatılı) olan ASÂBE fiili
aynı anlamda meçhul çatılı (edilgen çatılı) olarak da kullanılabilir fakat bu
sefer, meyveler merfu isim (özne) olarak gelir, soğuk ismi ise Bİ
harf-i cerrinden sonra mecrur isim olmalıdır.
1) أُصِيبَتْ الْفَوَاكِهُ بِالْبَرْدِ.
1) Meyveler, soğuk tarafından vuruldu (YANİ
meyveler üşüdüler).
Aşağıdaki cümlelerde de aynı mantığı bulmak
mümkündür.
1) أَصَابَنِي الْبَرْدُ. : أُصِبْتُ بِالْبَرْدِ.
2) أَيْنَ كُنْتَ؟ هَلْ أَصَابَكَ الْمَرَضُ؟ : أَيْنَ كُنْتَ؟ هَلْ
أُصِبْتَ بِالْمَرَضِ؟
1) Soğuk beni vurdu: Soğukla vuruldum (yani: ÜŞÜDÜM).
2) Neredeydin? Seni hastalık mı vurdu? Neredeydin?
Sen hastalıkla mı vuruldun? (yani: NEREDEYDİN? HASTA MI OLDUN?)
Yaygın kullanımlı fiiller 5 (A'CEBE / أَعْجَبَ) hoşlanmak / beğenmek
Yaygın kullanımlı fiiller 5 (A'CEBE / أَعْجَبَ) hoşlanmak / beğenmek
A'CEBE (أَعْجَبَ)
fiili, Türkçedeki "beğenmek, hoşlanmak, hoşuna gitmek" anlamlarında kullanılabilir.
Fakat özne-nesne ilişkisi açısından Türkçe mantıkla yaklaşıldığında bu fiili Arapça
cümlede doğru kullanmak mümkün değildir. Örneğin, Türkçe "Ali, Ayşe'yi
beğendi" ya da "Ali, Ayşe'den hoşlandı" cümlelerinde Ali ÖZNE,
Ayşe ise NESNE'dir. Arapça cümle kurarken de Ali’yi özne, Ayşe’yi nesne yapacak
olursak, cümlenin anlamı tamamen değişecek; tam tersi bir anlam ortaya
çıkacaktır.
1) أَعْجَبَ
عَلِيٌّ عَائِشَةَ.
2) أَعْجَبَتْ
عَائِشَةُ عَلِيّاً.
1) Ayşe, Ali’yi beğendi
(Ayşe, Ali’den hoşlandı YA
DA Ali, Ayşe’nin hoşuna gitti).
2) Ali, Ayşe’yi beğendi (Ali, Ayşe’den hoşlandı YA DA Ayşe, Ali’nin hoşuna gitti).
Yukarıdaki
iki cümleden anlaşılan şudur: A’CEBE, müteaddi (direkt geçişli) bir fiildir. A’cebe
fiilinin faili (merfû ismi: özne) beğenilen, mefulün bihi (mansûb ismi: nesne)
ise beğenendir. Diğer bir ifadeyle A’cebe fiilinin faili (merfû ismi: özne) hoşlanılan,
mefulün bihi (mansûb ismi: nesne) ise hoşlanandır.
A’CEBE
fiiline özne-nesne ilişkisi açısından Türkçe mantıkla
yaklaşacak olursak bu fiile “ŞAŞIRTMAK, AKLINI BAŞINDAN ALMAK” anlamını vermek
yerinde olacaktır.
1) أَعْجَبَ عَلِيٌّ عَائِشَةَ.
2) أَعْجَبَتْ
عَائِشَةُ عَلِيّاً.
1) Ali, Ayşe’yi şaşırttı / Ali, Ayşe’nin
aklını başından aldı. (YANİ: Ayşe, Ali’yi beğendi)
2)
Ayşe, Ali’yi şaşırttı / Ayşe, Ali’nin aklını başından aldı. (YANİ: Ali, Ayşe’yi
beğendi)
Bu
mantıkla yaklaşıldığında şunu bilmek lazım:
Şaşırtan:
BEĞENİLEN ve HOŞLANILAN kişidir.
Şaşırtılan/şaşıran
ise BEĞENEN ve HOŞLANAN kişidir.
İlave Örnekler:
3) أَعْجَبَ
الرَّبِيعُ الْفَلَّاحَ.
4) أَعْجَبَتْ
اللَّوْحَةُ الضُّيُوفَ.
5) أَعْجَبَ
الْقَلَمُ الْأَحْمَرُ الطِّفْلَ.
6) أَعْجَبَتْ
نَتَائِجُ الْاِمْتِحَانِ الطُّلَّابَ.
3) Çiftçi, ilkbaharı beğendi.
4) Misafirler, tabloyu beğendiler (Misafirler, tablodan
hoşlandılar).
5) Çocuk, kırmızı kalemi beğendi.
6) Öğrenciler, sınavın sonuçlarını beğendiler.
ARAPÇA BAŞKA BİR ALTERNATİF ANLATIM:
Yukarıda zikrettiğimiz bütün cümlelerde A’CEBE fiili malum
çatılıdır (etken çatılı). A’CEBE fiili meçhûl çatılı (edilgen çatılı) olarak da
aynı anlamda kullanılabilir fakat, beğenen/hoşlanan MERFU İSİM olarak
gelir, beğenilen/hoşlanılan ise Bİ harf-i cerrinden sonra MECRUR İSİM olarak
gelir.
1) أُعْجِبَتْ عَائِشَةُ بِعَلِيٍّ.
2) أُعْجِبَ
عَلِيٌّ بِعَائِشَةَ.
3) أُعْجِبَ الْفَلَّاحُ بِالرَّبِيعِ.
4) أُعْجِبَ
الضُّيُوفُ بِاللَّوْحَةِ.
5) أُعْجِبَ
الطِّفْلُ بِالْقَلَمِ الْأَحْمَرِ.
6) أُعْجِبَ
الطُّلَّابُ بِنَتَائِجِ الْاِمْتِحَانِ.
1) Ayşe, Ali’yi beğendi (Ayşe, Ali’den hoşlandı).
2) Ali, Ayşe’yi beğendi (Ali, Ayşe’den hoşlandı).
3) Çiftçi, ilkbaharı beğendi.
4) Misafirler, tabloyu beğendiler (Misafirler, tablodan
hoşlandılar).
5) Çocuk, kırmızı kalemi beğendi.
6) Öğrenciler, sınavın sonuçlarını beğendiler.
Not: Yukarıdaki örneğin 1 nolu cümleyi Türkçe mantıkla “Ayşe, Ali
tarafından şaşırtıldı” şeklinde anlayıp, demek ki “Ayşe, Ali’yi beğendi” demek
mümkündür. Çünkü şaşıran beğenen/hoşlanan, şaşırtan ise
beğenilen/hoşlanılandır.
11 Ocak 2017 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)